Salı, Temmuz 31

97. Kadir Sûresi

Bu sûre, Bedir harbi günü (17 Ramazan) sabah namazından sonra inzal oldu.

Bilindiği gibi inzâl: Âlem-i gaybdan şühuda çıkma demektir.

Âyet 1: Elhak, biz onu kadir gecesi İndirdik.

Âyet 2: Ne bildirir ki sana kadir gecesi?

Âyet 3: Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.

Âyet 4: Melâike ve ruh peyderpey iner onda, Rablerinin izniyle her bir emirde (bir bir hikmetle).

Âyet 5: O (gece) tan ağarana kadar, bir selamdır.

Âyet 1: Bu âyet, Kur'an'ın şanını ve yüceliğini anlatmaktadır.

Âyetin normal edebî üslüpda «innena» diye başlaması düşünülürken, «inna» diye başlaması, olayın şiddet ve kesinliğim beyan eder.

«Biz onu en kutsal gecede indirdik (Kadir gecesi)» vurgulanırken: Kur'an indirilişinin, evren sırlarını açıklamak anlamına geldiğini ve o anda, evrenin gayb perdesinin aralandığını anlatmak için, Allah sûreye başlarken çok şiddetli ve kesin bir emirle başlıyor.

«Biz indirdik (inzâl ettik) onu.» «Hu» emrinde bu mutlak hüküm, «Hu» keiimesinde Kur'an'ın benzersizliğini beyan etmektedir. «Hu» bir ilâhî esmadır. Ve burada Kur'an'ı anlatır. İşte bu esma sırrı içinde vahdet ve benzersizliği ifade etmektedir.

«Kadir gecesi» tanımına gelince «Kadir» kelimesi üç ayrı mânâ ifade eder:

a) Kader ve hüküm: Bu mânâya göre, evrenin kader sırlarının açıldığı gecedir.

b) Azamet ve kudret: Bu mânâya göre. azamet ve şeref gecesi demektir.

c) Tazyik: Bu mânâya göre, kudret-i ilahînin evrene İntikalindeki hikmetler gecesi demektir.

«Kadir gecesi» tanımında bu üç mânâ da bir aradadır, Zira sürede «kadir gecesi» üç kez üst üste geçmektedir.

İnzal: Alem-i gaybın, şühuda intikal etmesi demek olduğuna göre; bu gece, gaybın aralandığı gecedir.

Âyet 2: «Ne bildirir ki sana kadir gecesi?»

Kur'an'da bu tarz bilinmez kavramları açıklayan birçok ayetler vardır.

Allah'ın bu tarz emirlerinde ortak bir tanımı vardır:

«... Ne olduğunu kim bildirebilir?» Şeklinde gelen ayetlerde temel vasıf: Bu konu ilmen bilinemez, demektir.

Kadir gecesinin ilmen bilinmezliği yanında; bize, anlayabileceğimiz ölçüde tanımını 3, 4, 5'inci âyetler . yapacaktır.

Buna rağmen kadir gecesi, gayb aleminin bilinmezlik sırrını taşıdığından, zahirde kat'iyen kavranamaz, ancak kalben, enfüsde hissedilir.

Âyet 3: «Kadir gecesi bin (1000) aydan hayırlıdır.» Kadir gecesinin bilinmezliğini anlatan âyet; yani üçüncü âyet, şühud aleminden bir örnekle tanıma başlıyor:

«O gece, bin aydan hayırlıdır.» Bu misalin yorumuna gelince:

a) Bir mü'minin gönülden hamd niyazı, 1000 aylık zahirî ibadetten hayırlıdır.

b) Kesin olduğu bütün tefsircilerce kabul edilen bir hadise göre: Efendimiz, rüyalarında Emevîler'in minbere tırmandıklarını görmüş ve çok müteessir olmuş-tu. Bu rüyadan sonra Sûre-i Kevser ve Sûre-i Kadir nazil oldu.

Hz. Ali, kadir gecesi şehid edildi. Emevîler'in zahirî saltanatları ise 83 sene 4 ay; yani bin ay sürdü.

Kevser Süresi'nde Emevî soyunun ebter olduğu; Kadir Süresi'nde ise Emevîler'in 1000 ay sonra yıkılacakları dile geliyordu.

Hadîslerin toplandığı yıllarda, siyasî otorite Emevîler'in elinde olmasına rağmen, bu hadîsin yazılmasına karşı çıkmadılar. Kendilerinde az da olsa bir hayra nisbet kurdular. Bu konuda ayrıntılı bilgi isteyenler Tirmizî, Tebaranî, Delâilde Beyhakî gibi kaynaklara ve Elmalılı merhum Hamdi Efendinin tefsirinde 5972'nci sayfaya baş vurabilirler.

İşte Horasanlı Ebâ Müslim, Kur'an'ın bu mucizesine inanarak Emevîler'i 30 - 40 kişilik askeri ile yerle bir etmiştir.

c) Efendimiz bir emrinde: «Bin yıl zahirî feyz yağsa, Fatiha'nın sırrı ondan daha hayırlıdır» buyurmuştur.

d) Bin ay, normal melek zaman saatinde (4'üncü ayete kıyasla) bir gecedir ve bu gece; kadir gecesi, gayb zaman saatinin dünyada işleyiverdiği bir mucize zaman genleşmesidir.

e) Kalbe, gaybdan bir hikmet gelince bin yıllık terakki olur.

f) Bin ay, yaklaşık olarak uzun bir ömrü temsil eder. Bu âyet buyurmaktadır ki: Bu gecede alacağınız gerçek bir kalb feyzi, ömrümüzün tümünden daha hayırlıdır.

Âyet 4: «Melekler ve ruh kesiksiz ve devamlı nereler...»

Henüz Hz. Adem'in bedeni yaratılmadığı devirlerde; meleklerde, arza inmek, onu ziyaret etmek hevesi vardı. Sık sık arza inerlerdi. Bu duygu, meleklerin Efendimize karşı ezelde duydukları iştiyaktan doğmaktadır. İnsanların yeryüzüne gelmesinden sonra meleklere genelde bu ziyaretler yasaklandı. Kadir gecesi Kur'an'ın inzali sebebiyle yılda 1 gün ruhlarla birlikte melekler arza inerek, Hz. Muhammed (S.A.V.) sofrasında bu ilahî ziyafete katılırlar (kadir gecesi şenliği).

Âyetin son cümlesi melek ve ruhun kesiksiz arza » intikalini bir forma bağlamıştır.

«... Min külli emrin (her emirden)» burada «min» affı, bağlantı kabul edilirse, o zaman ayetteki mânâ;

«O kadir gecesi melek ve ruh aldıkları emrin uygulamasına (uygulaması için) Allah'ın emriyle inerler» demektir.

«Min» eki emre atıf ise, o zaman ayetin mânâsı:

«O gece melek ve ruh her emirden izinle inerler» demektir.

Adem'e secde emri gibi; ilahî emirle inerler demektir. Zira ilahî tecelli, kalb-i Muhammedi (S.A.V.)'ye inince, secde emri doğar ve böylece ruh ve melekler, bin gecelik bu intikali bir gecede yaparak büyük bir ilahî tecellî sergiler.

Burada önemli bir nokta ruhun intikalidir. Gerçi bazı yorumcular, «ruh»dan muradın Cebrail olduğunu savunmuşlardır. Ancak, Cebrail de bir melektir. Ve melek kavramı içindedir. Bazı ayetlerde tek basma ruh geçince Cebrail'in kasdedildiği olmuştur. Ancak «Melek ve Ruh» kavramında elbette Cebrail olarak ayrı tanım söz konuşu değildir.

Ruhların arza intikali ancak bir ilahî emirle mümkündür. Emr aleminden izin çıkmadan ruh arza intikal edemez.

Bu intikal de sırr-ı Mühammedî (S.A.V.) hikmeti içindedir. Velîlerin ruhları, şehidlerin ruhları Efendimize hizmet için arza emr-i ilahî ile intikal edebilir.

Bu genel kuralın dışında, ölenlerin ruhu emr alemine İntikal eder. Ve arza dönemezler. Ruh çağırma şaşkınlığında olanlar bu hikmeti bilmediklerinden şaşkın maceralar peşindedirler.

Âyet 5: «Ta fecrin tulûuna kadar (tan görülene dek)...»

Bu âyette birinci bölüm kadir gecesinin sûresini simgeler ki: Arzın dönüşü göz önüne alınırsa; kadir gecesi 24 saat sürer. Ve Mekke boylamından başlayarak batıya doğru intikal ede ede sürer ve yine Mekke'de sonlanır.

Âyetin ikinci bölümü:

«Fecrin tulûuna kadar bir selamdır» ibaresindeki «selam» kelimesidir.

Selâm-ı ilâhî: İlâhî bir ilgi, bir ceryandır:

a) Zâhir, yani gündüz başlayınca çokluk yansır ki; gayb aleminin sırrı perde arkasına çekilir.

b) İslam güneşi 27 Ramazanda doğmuştur. Bu, tüm insanlığa büyük bir rahmet ve selamdır. Bu gece, yalnız arzda değil, ruhların ve meleklerin intikali dolayısıyla tüm evrenedir. Tüm evrende bir bayram, ilâhî bir şenliktir.

c) Her ferdin ruhunun, kalbine tazyik ederek ilahî hikmeti sezdiği gecedir. Gönülde îman ışığı yanana kadar sürer.

d) Kur'an, gönüllere ilâhî selamın, Allah ceryanının sırrını yansıtan bir hikmettir. Onun inşitarı, gaybın açılıp, gerçeklerin Allah emri ile dünyaya sergilenmesini temsil eder.

İşte böylece Allah, kadir gecesi dolayısıyla, Kur'an'ın intişarının ve Efendimizin sırrının ilmen bilinemeyeceğini bildirdikten sonra, o sırdan ehline perde perde gerçekleri açıklamıştır.

Şimdi bir noktaya dikkatinizi çekiyorum. Önce Allah, Alak Sûresi'nde Kur'an'ın ilk intişarını bildirmiş; sonra bu süre ile Kadir Sûresi'nin ne denli bir evren sırrı taşıdığını Kadir Sûresi ile açıklamıştır.

Alak ve Kadir Sûreleri'ni birlikte sezmeye çalışırsak: Evrendeki büyük hikmetin Alak (ilgi ve cazibe) ile başladığını ve gayb âleminin mucize sırrı ilâhî selamla insan hikmetinde billurlaştığını anlıyoruz.

Ve Kur'an bu temel hikmetin anahtarıdır.